Türkiye'nin geçmişten günümüze proje arşivi.

Mimar Sinan'ın tasarladığı Selimiye Camii, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki camiler arasında müstesna bir yere sahiptir. Ne var ki yapı, yıllar içinde kent dokusu içinde giderek yalıtılmış; Osmanlı mimarlığının bu olağanüstü tanığı çevresinden kopmuştur. Selimiye Camii ile yakın çevresi ve kentin geri kalanı arasında uyumlu bir ilişkiyi yeniden kurmak amacıyla belediye, dört hektarı aşan bir planlama alanı için tasarım yarışması açtı. Yarışmada birincilik ödülünü, tarihî akslari ortaya çıkaran ve alandaki Osmanlı toptancı yapısı Yemiş Kapanı kazılarından elde edilen arkeolojik bulguları tasarıma katan Beril Serbes Architects önerisi kazandı. Arkeolojik izlerin kurguya dâhil edilmesiyle çok katmanlı ve etkileyici bir kompozisyon elde edildi. Osmanlılar 1361'de Edirne'yi fethettiklerinde kentin mevcut yerleşim düzenini korumuş ve burayı Osmanlı'nın kent merkezi olarak kullanmıştır. Bizans Dönemi'nde kentin toplumsal belleğinin parçası hâline gelmiş odak noktaları ve simge yapılar muhafaza edilmiş, yeni yapılar tarihsel sürekliliği gözetecek biçimde bilinçle konumlandırılmıştır. Edirne, çok sayıda kültürün aktarımıyla biçimlenmiş; kentin morfolojisi anlamını bu zenginlikte bulmuştur. Proje, sözü edilen değerli algıyı tarihî aksları koruyup yeniden kurarak saygılı bir biçimde onarıyor. Bu aksların kesişimleri kentsel işlevlerle zenginleştirilerek insanların bir araya gelip vakit geçirebileceği kamusal bir mekân üretiliyor. Sokakların kesişmesiyle oluşan ve tarih boyunca bir çeşmeyle tanımlanmış meydan; buluşmalara ve etkinliklere ev sahipliği yapan yarı açık alanları, ziyaretçilerin Edirne ve Selimiye'ye dair yerleştirme ve video görüntülerine erişebildiği bir sinevizyon odasını ve Edirne kültürünün ürünlerinin üretilip sergilenebildiği atölyeleri (meyveli sabun atölyesi, süpürge atölyesi, ahşap işleri atölyesi, ebru atölyesi, heykel atölyesi) barındırıyor. Osmanlı'nın başkenti ve saray kenti olan Edirne, tarih boyunca el sanatları ve nitelikli sanatsal üretim kültürü geliştirmiştir; el sanatları atölyeleri ve diğer sanat mekânları bu tarihin ve kültürün yansıması olarak proje alanına eşit biçimde yayılmıştır. Projede peyzaj kurgusu mimari ögelerle güçlendirildi. Yeniden canlandırılacak tarihî akslar, geçirgen tipolojideki modüllerle görünür kılındı. Yapıların malzemesi ahşap ve cam; kentsel koridor boyunca uzanan gölgelikler de ahşaptan üretildi. Yemiş Kapanı Hanı'nın arkeolojik kazı alanı projenin peyzaj tasarımına dâhil edilerek kent yaşamıyla yeniden ilişkilendirildi. Peyzaj ögeleri ve aydınlatma, yayaların dolaşımını yönlendirirken Yemiş Kapanı Hanı'nın doluluk-boşluk (yapı-avlu) oranlarını okunur kılıyor. Ziyaretçiler arkeolojik alanda yürürken tarihî miras yeni kuşaklara aktarılıyor ve alanın tarihiyle bağ kuruluyor. Osmanlılar Bizans kent düzenine saygı göstererek mevcut yapıyı izleyen bir yerleşim kurmuştu; proje de bu tarihsel kurguyu canlandırarak bugünün kentsel bağlamıyla yeniden buluşturuyor. Kullanılan malzemeler: cephe kaplamasında doğal melez ahşap kaplama ve ahşap çıta; zeminlerde doğal granit (peyzaj kademelenmesi), traverten (yürüyüş yolları ve bordürler) ve bazalt (yollar ve merdivenler); kapılarda katlanır alüminyum doğrama.